Aile ve Çocuk Dergisi - Ağustos 2008
Doğumunda duyulan o büyülü ilk “ıngaa” sesi, büyüme sürecinde anne babaya çok zor anlar yaşatabiliyor. Çocuk, başlangıçta çaresizlikten, kendini başka türlü ifade edememekten dolayı ağlarken, biraz büyüdüğünde bunu bir tehdit unsuru olarak kullanıp, işi her istediğini ağlayarak yaptırmaya kadar vardırabiliyor. Öyle ya da böyle onun ağlamasına yürek dayanmıyor, susturmanın inceliklerini ise bilmek gerekiyor. Uzman Psikolog Mustafa Miral ailelere, ağlama ile başa çıkmanın yollarını anlattı.
Ağlama; insanların acı, çaresizlik, güvensizlik, yalnızlık , kendini ifade edememe, ağrı , korku, suçtan kaçış, üzüntü,mutsuzluk,doyumsuzluk gibi sebepler, sesini duyurma davranışı…
Çocuklarda ise anne babaların yanlış tutumlarından dolayı alışkanlık haline getirilen bir ağlama davranışı oluşması mümkün. Bu, alışılmış ağlama davranışıdır. Anne babalar bu tür şiddetli ağlamalarda kendilerini oldukça çaresiz hisseder ve başka bir duygusal duruma geçerler. Verdikleri tepkiler tamamen gerçek ortamdan uzak, duygusal ve reaksiyonel olabilir. Çocuğun ağlaması (yani üzülmesi, acı hissetmesi vb…) anne babayı, hemen harekete geçmeleri ve çocuklarını bu durumdan kurtarmak için çaba sarfetmeleri gereği ile karşı karşıya bırakır. Çünkü en temel sorumluluklarından (duygularından) olan ve içlerinde doğal dürtüyle oluşan koruma – kollama duygusu, çocuklarının bu sıkıntıdan hemen kurtarılması güdüsünü harekete geçirir. Bu acele davranış ise tepkisellikten, çocuklarında kendi anne babalarıyla olan yaşantılarındaki bilinçaltı izlenimlerinden kaynaklandığı için, onları yanlış davranışlara sürükleyebilir. Çocuğun ağlamasının altında yatan duygunun ne olduğu o telaş içinde analiz edilemez. Böylelikle ya ağlama davranış pekişitirilir ya da çocuk sindirilir.
Küçük çocuklar konuşmaya, kendilerini ifade etmeye başlamadan önce, streslerini ve ihtiyaçlarını duyurup anne babayı uyarmak için ağlamayı kullanırlar. Bu doğal bir süreçtir. Çünkü kendilerini duyurmak için başka bir yolları yoktur. Kendilerini ifade etmeye, ihtiyaçlarını konuşarak belirtmeye, sosyal davranışları anlamaya başladıkları andan itibaren ise (3 – 4 yaş) artık ağlama sebebinin, kendini ifade edememe olmaması gerekir. Bu ifade biçimi önce anne babası sonra çevresindeki diğer yetişkinler tarafından öğretilir ve çocuğa bu konuda örnek olunur. Çocuk, artık kendini ifade edebilir durumdadır. Eğer hala ağlamayı kullanıyorsa, düşünmesi gerek bir durum var demektir.
Ağlayarak ne anlatmak istiyor olabilir?
Çocuğun ağlama davranışını negatif bir alışkanlık haline getirmesi için, ağlama nedeni olan aynı durumda birkaç kez karşılaşması ve ihmale uğraması gerekir. Süregelen ihmal durumu ağlamayı kötü bir alışkanlık haline getirir. Çocuğa neyi nasıl istemesini gerektiğinin, kendini ifade etme davranışının öğretilmesi için bir yol bulunması şarttır. Bu davranışları uyguladığında sonuç alabildiğimi görünce artık ağlamayı kullanmayacaktır.
Fiziksel acı ve ağrıların dışındaki, çocukların gelişim sürecindeki ağlama alışkanlıklarının üzerinde durmak ve anne babaları bu konuda bilgilendirmek daha yararlı olacaktır çünkü anne babaların gözünden kaçan, genellikle bu tür durumlardır.
Özellikle şimdiki çocuklarda çoklukla görülen, güvensizlik duygusundan kaynaklanan ağlamalardır. Anne babalar ne yazık ki çocuk yetiştirme, çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda net ve ısrarlı bir tutuma sahip olmamaktadırlar. Bunun; yoğun iş temposu, anne baba olmaya hazır hissedemeyiz gibi nedenleri olabilidiği gibi, klasik anlayış ile çağdaş çocuk yetiştirme anlayışı arasındaki geçiş dönemi arasında kalmaları da olabiliyor. Günümü anne babaları bilgiye daha kolay ulaşmalarına karşın, bu bilgilerle istikrarlı bir vizyon oluşturumayabiliyor. Çocukların özgür yetişmesi fikrinden hareket etseler de onlara bir çerçeve çizemiyorlar. Böylece insiyatif tamamen çocukların eline geçiyor, çocuk da bu durumu ustaca kullanabiliyor. Olur olmaz her istediğini kolaylıkla anne babaya yaptırıyor, yaptıramadığı zaman ise şiddetle ağlamayı tercih ediyor. Her istediğini böylelikle elde ettiği için boyumsuz ve güvensiz bir kişilik sahibi oluyor. Oysa özgür kişilik, çocuğun her istediğini her istediğini her zaman yapabilmesi değil kendini idare etmede yetkin hale gelmesi, Kendini böyle böylelikle daha bağımsız hissetmesidir.
Nitelikli ilgi gösterilmeyen, ona yönelik davranışlarda tutarsız olunan ya da her istediği her zaman yerine getirilen tatminsiz çocuk, karşıalştığı zorlukların üstüne getirilen tatminsiz çocuk, karşılaştığ zorlukların üstüne cesurca , sabırla ve yeterli güdülenmeylegideceğine, hemen çaresizce ağlamaya, başka yerden gelecek bir çözümlemeye başlar.
Bazen de anne babalar, yanlış davranışlarını suçlarayarak uyarma yoluna giderek, çocuğun “sürekli yanlış yapıyorum” duygusuna sahip olmamasına yol açıyorlar. Bu durumda çocuk ağlamaya, suçtan kaçma, kendi kişiliğini koruma savunmasıyla da başvurabiliyor.
Ağlama davranışları, sözü edilen nedenlerden, o anda ortaya çıkmayıp, başka zamalarda genel davranış bozukluğu olarak kendini gösterebilir. Bazen de anne babanın elinde olmaksızın yakın akraba, yakın çevre davranışlarından oluşabilmektedir. Özellikle çalışan annelerin, büyükannelere bırakılan çocukları hem emanet olduğunu duyugsu hem de çok yoğun torun sevgilisiyle şımartılmaktadırlar. Böyle durumlarda anne babanın payına düşen ise çocuklarıyla iletişimde zorluk yaşamak olur.
Her istediğini ağlayarak elde etmesine fırsat vermeyin
Çocuğun negatif oluşmuş ağlama davranışının üstesinden gelmek için ya ağlama davranışı göstermeden önce tedbir alınmalı ya da ağlama başladıktan sonra, ağlayarak istediği her neyse, kesinlikle yerine getirirmemelidir. Bu durumda, ilk başta ağlama şiddeti artacaktır. Ancak şiddetle ağlamanın bir tepe noktası vardır. Bu nokta sabırla aşıldığında, ağlama davranışı birkaç olay sonra hızlı bir düşüş yapar. Yani çocuk ağlayarak her istediğinin yerine gelemeyeceğini, bu tepe noktası aşılınca anlayabilir. Ama o noktada isteği gerçekleştirilirse, bir sonraki ağlamada, ağlama şiddetinin gücü artık bu tepe noktasından başlayacaktır. İşte bu yüzden, isteğinin hemen yerine getirilmesi (doğru olmasa da) ağlama şiddeti arttıktan sonra yerine getirilmesinden daha iyidir.